İklim ısınmasıyla birlikte açık alanlarda kene görülme sıklığı artıyor. Yapılan araştırmalar, bu eklemeli hayvanların evlere kendi başlarına girmediğini, girişin büyük ölçüde taşıyıcılar aracılığıyla gerçekleştiğini ortaya koyuyor. Bahçelerde, park ve ormanlık bölgelerde dolaşan kedi ve köpek gibi evcil hayvanların tüyleri, kıyafet, çorap ve ayakkabılara tutunan kenelerin iç mekâna taşınmasında başlıca rol oynuyor. Ayrıca fare gibi kemirgenler ve pencerelere yuva yapan kuşlar da bu parazitin ev içinde yayılmasına katkı sağlıyor.

Keneler, görme yetileri zayıf ya da tamamen yok olsa da, konaklarının soluduğu karbondioksit, terden çıkan laktik asit ve vücut ısısı gibi kimyasal sinyalleri algılayarak hedeflerine yöneliyor. Açık alanda “questing” adı verilen bir duruş sergileyerek otların ucunda bekler, bu sinyalleri yayan bir canlı üzerine temas ettiğinde kendisini tutturuyor.

Evin içindeki nemli ve karanlık köşeler, özellikle süpürgelik çatlakları, halı lifleri, koltuk dikişleri ve evcil hayvanların yatakları, kenelerin sıkça saklandığı alanlar arasında yer alıyor. Laboratuvar verilerine göre, bazı kene türleri nemli ortamlarda hiçbir besin almadan 8 ila 10 yıl arasında hayatta kalabiliyor. Isırma sırasında saldıkları lokal anestezi etkili tükürük sayesinde konakları ağrı hissetmeden cilde tutunuyor; bu süreçte kan emerek vücut ağırlıklarının birkaç yüz katına kadar büyüyebiliyorlar. Lone‑Star gibi belirli türlerin ısırması, insanlarda kırmızı et ve süt ürünlerine karşı uzun süreli alerjik reaksiyonlara yol açabiliyor.