Nasrettin Hoca Fıkraları
Klasik, kısa ve düşündüren Nasrettin Hoca fıkraları.
Acaba Bir Şeye Yaramaz mı
Hoca bir gün ramazanda orucunu tutar, ama herkesin ne zaman iftar edeceğini şaşırmaması için bir testiyi gün boyu yanında taşır. Çocuklar onu kandırmak için testiyi gizlice alırlar. Akşam olunca Hoca testiyi bulamayınca telaşa kapılır. Sonunda "Vakit geldi mi gelmedi mi bilemedim" diyerek herkesi güldürür ve sabrın bile bir ölçüsü olduğunu anlatır.
Devamını oku →Acem Halısı Gibi
Hoca'ya birisi gelip karmaşık, içinden çıkılmaz bir mesele anlatmış ve fikrini sormuş. Hoca uzun uzun dinledikten sonra başını sallayıp, 'Sen haklısın' demiş. Sonra karşı taraf gelip kendi görüşünü anlatınca ona da, 'Sen de haklısın' demiş. Yanındaki, 'Hoca ikisi birden nasıl haklı olur?' deyince, Hoca, 'Vallahi sen de haklısın' diye cevap vermiş. İnsanı güldüren ama her açıdan bir doğru olabileceğini düşündüren bir fıkradır.
Devamını oku →Bindiği Dalı Kesmek
Hoca bir ağacın dalına çıkıp tam oturduğu dalı keserken yoldan geçen biri, 'Hoca öyle kesersen düşersin!' diye seslenmiş. Hoca aldırmamış ve kısa süre sonra dal kırılınca yere düşmüş. Hemen adamın peşine takılıp, 'Sen düşeceğimi bildin, demek ne zaman öleceğimi de bilirsin' diye tutturmuş. İnsanın kolayca falcılığa yorduğu basit bir tahmin üzerine kurulu eğlenceli bir fıkradır.
Devamını oku →Bindiği Dalı Kesmek
Hoca bir gün bahçede ağaca çıkıp oturduğu dalı kesmeye başlar. Yoldan geçen biri "Hoca, o dalı kesersen düşersin" diye uyarır ama Hoca aldırmaz. Kısa süre sonra dal kırılır, Hoca yere düşer. Adamın söylediğinin doğru çıktığını görünce arkasından koşar. "Madem düşeceğimi bildin" der, "söyle bakalım, ne zaman öleceğim?"
Devamını oku →Damdan Düşen
Hoca bir gün damdan düşüp incinir, etrafına komşular toplanıp geçmiş olsun derler ama hiçbiri derdini anlamaz. Hoca acı içinde "İçinizde hiç damdan düşen var mı?" diye sorar. Kalabalıktan biri "Ben bir kez düşmüştüm" der. Hoca rahatlayarak "İşte" der, "benim halimden ancak sen anlarsın, gel yanıma otur."
Devamını oku →Damdan Düşen Halini Anlar
Hoca bir gün damdan düşüp yaralanmış, ziyaretine gelenler bol bol akıl vermiş ama kimse derdini anlamamış. Hoca acı içinde, 'Aranızda hiç damdan düşen var mı?' diye sormuş. Bir adam, 'Ben düşmüştüm Hoca' deyince, 'İşte benimle ancak sen konuş, çünkü halimi yalnız sen anlarsın' demiş. Böylece çekilen bir derdi ancak aynı şeyi yaşayanın anlayabileceğini söylemiş.
Devamını oku →Eşeğin Akıllısı
Hoca pazarda eşeğini satarken birisi hayvanı çok övmüş, başka biri ise kusurlarını sıralamış. Hoca düşünmüş ve sonunda eşeği satmaktan vazgeçip, 'Madem bu kadar laf var, ben bu eşekten ayrılmayayım' demiş. Övgü ve yergi arasında kalan insanın kararsızlığını anlatan, Hoca'nın sağduyusunu gösteren bir fıkradır.
Devamını oku →Fil Davası
Köye huysuz bir fil yerleştirilir, ekinleri çiğneyip herkesi rahatsız eder. Köylüler şikayet için Hoca'yı başlarına geçirip beye giderler, ama saraya varınca herkes korkudan kaçıp Hoca'yı yalnız bırakır. Bey "Ne istiyorsunuz?" diye sorunca Hoca arkasına bakar, kimseyi göremez. Bocalayan Hoca "Beyim" der, "filin yalnız kaldığını, ona bir eş daha verilmesini rica edecektik."
Devamını oku →Fil Sorununu Padişaha İletmek
Padişahın fili köylülerin ekinlerini yiyip zarar verince halk Hoca'yı başlarına geçirip şikayete gitmeye karar vermiş. Yola çıkıp saraya doğru ilerlerken, padişahın huzuruna varıldığında Hoca arkasına dönüp bakmış ki kimse kalmamış, herkes korkudan kaçmış. Padişah ne istediğini sorunca Hoca duraklamış ve, 'Sultanım, fil tek başına yalnız kalıyor, ona bir eş daha verseniz' demiş. Korkunun insanı nasıl sözünden döndürdüğünü anlatan bir fıkradır.
Devamını oku →Göle Maya Çalmak
Nasrettin Hoca bir gün eline bir kova yoğurt alıp gölün kenarına gitmiş ve mayayı suya katmaya başlamış. Bunu gören komşusu şaşkınlıkla, 'Hoca, hiç göl maya tutar mı?' diye sormuş. Hoca gayet sakin bir şekilde mayalamaya devam ederek cevap vermiş: 'Biliyorum tutmaz ama ya tutarsa?' İnsanın umudunu hiç kaybetmemesi gerektiğini anlatan bu söz, asırlardır dillerden düşmemiş.
Devamını oku →Göle Maya Çalmak
Hoca bir gün eline bir kap yoğurt alıp gölün kenarına gider ve mayayı suya katmaya başlar. Bunu gören biri "Hoca ne yapıyorsun, hiç göl maya tutar mı?" diye sorar. Hoca hiç istifini bozmadan mayalamaya devam eder. "Biliyorum tutmaz" der, "ama ya tutarsa?"
Devamını oku →Hırsızın Hiç mi Suçu Yok
Hoca'nın evine hırsız girip eşyalarını çalmış; eşi Hoca'ya çok kızıp her şeyi onun ihmaline yormuş. Hoca sakin sakin dinledikten sonra, 'Hanım, biraz da hırsızın suçu yok mu?' demiş. Çünkü herkes kabahati ona yüklerken asıl suçlunun unutulduğunu fark etmiş. Suçu hep yakındakine atmanın yanlışlığını esprili bir dille ortaya koymuş.
Devamını oku →Hırsızın Hiç mi Suçu Yok
Bir gece Hoca'nın evine hırsız girer, eline ne geçtiyse alıp götürür. Hoca da sessizce eşyalarını toplayıp hırsızın peşinden onun evine girer ve yatağa kurulur. Karısı "Burada ne işimiz var?" deyince Hoca rahatça cevap verir: "Madem bundan sonra bu eve taşınıyoruz, ben de eşyalarımızı getirdim." Hırsız şaşkınlıkla bakakalır.
Devamını oku →İpe Un Sermek
Komşu, Hoca'dan çamaşır ipini ödünç ister, ama Hoca vermek istemez ve bahane arar. "Veremem" der, "ipe un serdim, üzeri doldu." Komşu şaşırıp "Hiç ipe un serilir mi?" diye itiraz eder. Hoca gülümseyerek cevap verir: "Vermeye gönlüm yoksa, ipe un da sererim."
Devamını oku →Kavağın Gölgesi
Sıcak bir günde Hoca eşeğine ters biner ve ağacın altında dinlenir. Çocuklar neden ters bindiğini sorunca açıklar: Düz binse çocuklar arkasında kalacak, onları göremeyecektir. Çocuklara sırtını dönmemek için en uygun çözümün bu olduğunu söyler. Böylece hem yola devam eder hem de arkadaki çocuklarla yüz yüze sohbetini sürdürür.
Devamını oku →Kazan Doğurdu
Hoca komşusundan ödünç aldığı kazanı geri verirken içine küçük bir tencere koymuş ve 'Kazanın doğurdu' demiş. Komşu sevinerek hediyeyi kabul etmiş. Bir süre sonra Hoca tekrar kazanı isteyip bu kez geri getirmemiş; komşu sorunca 'Kazan öldü' demiş. Komşu 'Hiç kazan ölür mü?' deyince Hoca, 'Doğurduğuna inandın da öldüğüne neden inanmıyorsun?' diye cevap vermiş.
Devamını oku →Kazan Doğurdu
Hoca komşusundan bir kazan ödünç alır, geri verirken içine küçük bir tencere koyar. Komşu sorunca "Kazanın doğurdu" der, komşu sevinerek tencereyi alır. Bir süre sonra Hoca yine kazanı ister ama bu kez geri getirmez. Komşu kazanı isteyince Hoca üzgün bir yüzle "Başın sağ olsun, kazan öldü" der. Komşu "Hiç kazan ölür mü?" diye itiraz edince Hoca cevabı yapıştırır: "Doğurduğuna inandın da öldüğüne neden inanmıyorsun?"
Devamını oku →Mum Işığında Pişen Yemek
Bir arkadaşı Hoca'yla iddiaya girip uzaktaki bir mumun ışığında bütün geceyi soğukta geçirebileceğini söylemiş; başarınca Hoca'dan ziyafet beklemiş. Hoca onu evine çağırmış ama yemek bir türlü gelmeyince adam mutfağa bakmış. Bir de görmüş ki kocaman kazan tavanda asılı, altında ise küçücük bir mum yanıyor. Hoca, 'Madem uzaktaki mum seni ısıttı, bu mum da kazanı kaynatır' diyerek arkadaşının mantığını ince bir zekayla ona geri çevirmiş.
Devamını oku →Parayı Veren Düdüğü Çalar
Hoca bir gün şehre giderken çocuklar ondan oyuncak istemiş, ama biri para verip düdük ısmarlamış, diğerleri ise sadece 'getir' demiş. Dönüşte parasını verene düdüğü uzatmış, ötekilere bir şey vermemiş. Çocuklar yakınınca Hoca gülümseyerek demiş ki: 'Parayı veren düdüğü çalar.' O günden beri bu söz, bir şeyin bedelini ödeyenin onun hakkını da kazandığını anlatır.
Devamını oku →Parayı Veren Düdüğü Çalar
Hoca bir gün şehre giderken çocukları kendisinden çeşitli şeyler ister, içlerinden biri de düdük ister ama parasını verir. Hoca dönüşte herkese istediğini alır, ama yalnızca parasını veren çocuğa düdüğü getirir. Diğer çocuklar şaşırıp neden sadece ona düdük aldığını sorunca Hoca gülümser. "Parayı veren düdüğü çalar" der. Böylece bu söz dilden dile yayılarak bir atasözü haline gelir.
Devamını oku →