Türkiye’nin sanayi performansını yıllık olarak değerlendiren ISO 500 listesinde, bu yıl savunma ve havacılık sektörlerine ait şirketlerin sıralamalarda yükseldiği görülüyor. TUSAŞ, ilk on içinde yer alırken, ASELSAN da listenin üst dilimlerinde bulunuyor. Bu durum, geleneksel olarak rafineri, otomotiv ve enerji gibi sektörlerin hâkim olduğu tablonun, savunma ve yapay zekâ odaklı firmalarla genişlediğini gösteriyor.
Uzun yıllar boyunca Türkiye sanayisi, orta teknoloji ve hacim odaklı bir model izledi; büyük üretim ve ihracat hedeflenirken katma değer sınırlı kaldı. Son dönemde savunma sanayi, bilgi, mühendislik, yazılım, algoritma ve veri temelli bir yapı kazandı. Bir savaş uçağının üretim sürecinde gövde, radar, elektronik harp sistemleri, yazılım, kompozit malzemeler, sensör ve motor teknolojileri gibi birçok bileşen bir arada bulunuyor; bu da binlerce mühendis ve yüzlerce tedarikçi firmanın katkısını gerektiriyor.
Savunma sektöründeki büyüme, otomotiv, elektronik, yazılım ve kompozit üretimi gibi yan alanları da harekete geçirerek geniş bir sanayi ekosistemi oluşturuyor. Aynı zamanda yapay zekâ, veri toplama, işleme ve karar verme süreçlerinde kritik bir rol üstleniyor. Savaş uçakları, insansız hava araçları, radar ve hava savunma sistemleri her saniye büyük miktarda veri üretirken, bu verileri analiz eden ve hızlı karar veren yapay zekâ tabanlı sistemler operasyonların etkinliğini artırıyor.
Baykar, ASELSAN, HAVELSAN ve TUSAŞ gibi firmalar, yapay zekâ uygulamalarının farklı aşamalarını temsil ediyor; Baykar operasyonel yapay zekâ, ASELSAN algılama ve sensör algoritmaları, HAVELSAN yazılım ve karar destek sistemleri, TUSAŞ ise bu teknolojilerin entegrasyonunu sağlayan hava platformlarını geliştiriyor.
Türkiye’nin savunma sanayinde oluşturduğu üretim altyapısı ve mühendislik kapasitesi, yapay zekâ uygulamaları için potansiyel bir temel oluşturuyor. Ancak büyük dil modelleri, yüksek işlem gücü ve yapay zekâ çipleri gibi alanlarda dışa bağımlılık hâlâ sürüyor. Bu bağlamda, savunma sektöründeki yükselişi yapay zekâ yatırımlarıyla desteklemek, ülkenin sadece savunma ürünleri ihraç eden bir konumdan, akıllı savunma sistemleri geliştiren ve dış pazarlara sunan bir teknoloji gücüne dönüşmesini mümkün kılabilir.